Evet, Merhaba!Bu benim yazmaya çalıştığım ilk makalem. Şimdiden hatalarım affola!Ne yazmalıyım, neyi anlatmalıyım ilk olarak diye düşünürken neyi tam olarak biliyorum diye düşündüm aslında bir şey bulamadım.O halde yaşadıklarımı yazmalıyım.
Ben bir matematik öğrencisi ve öğretmeniyim.Konumuzu belirlemeden hiçbir şey anlatamam. Bir çoğunuz sanırım bu noktada tam bu noktada okumayı bıraktı.”iiih matematik mi?” İşte bende anlamadığım, sevmediğim, korktuğum ve kaçtığım bu serüvenin içinde buldum kendimi.Tahmin ettiniz herhalde.Konumuz: Matematik denilince aklımıza gelenler
“…Bizim bir matematik öğretmenimiz vardı…” Hemen hemen herkes bu cümleyi geçirdi içinden ve benimle tanışan herkes fırsatını bulup bana anlattı. Sabırla dinledim ve bende kendi hikayemi anlattım onlara, sağ olsunlar, sabırla dinlediler.
Hikayem geliyor, geldi.!
İlkokul ve ortaokul yılları boyunca matematiği yapamıyor, anlamıyor ve sevmiyor…sonuçta kaçıyordum.Mazeretler buldum yıllarca bunun için, vardı da gerçekten. 5 buçuk yaşında İzmir’in Urla ilçesinin Çeşmealtı köyünde başladım okula.Her gün 2 km uzaklıktaki Güvendik tepesindeki lojmanımızdan yürüyerek, çoğunlukla da babamın omuzlarında, gidip gelerek.Okula başladıktan 2-3 ay sonra yaşıtlarımdan küçük olmamın ve fiziksel şartların zorluğundan olacak okuldan sıkılmaya başlamışım.Annem öyle söylüyor, daha çok evcilik oynamayı istiyormuşum, okula bebeklerimi götürüyormuşum. :) Bir ayrıntı, maalesef ilkokulda 4 yıl boyunca babam dır öğretmenim.Öğretmen babamın olmasından ve benimde öğretmenim olmasından hep gurur duymuşumdur fakat psikolojim açısından yanlış bir başlangıçtı.
Babam kızı olsam da acımadan hatta acımasızlıkla vermiş geçerleri – ortaları. Hala hesap sorarım babama ”aşk olsun insan kızına bu kadar insafsız olmaz.” İyi ki benim babam dürüst bir insan, gerçek bir eğitimciydi. Bende çok büyük emeği vardır, annem ve babam en büyük öğretmenim olmuşlardır.Sağ olsunlar. Emeği olan herkes sağ olsun.
Ortaokul hayatımda başka bir başarısızlık öyküsüdür. İzmir’in Konak İlçesine bağlı İyiburnaz İ.Ö.O. dur, bu sefer adres. Gece kondu semtidir. Çocukluğumun adreslerini hep özlemle anarım, lafı uzatmayayım.Ortaokulda da matematiğim zayıftır, 3 yıl boyunca. Burada parantez açmalıyım( mazeret geliyor) ortaokul matematik öğretmenim sayın Halil Yılmaz’a bir çift lafım olacak.
Düşünün ki siz bir çocukmuşsunuz ve Matematik öğretmeniniz her ders yanınızda arkadaşlarınızdan birine sözel veya fiziksel şiddette bulunuyormuş.Ertesi gün ders programınızda matematik gördüğünüzde numaradan karın ağrısı çıkartıyormuşsunuz okula gitmemek için , öyle ki bir gün tahtaya kalktığınızda korkunuzdan altınıza bile yapmışsınız… Ve sonunda yıllarca süren emek sonunda korkunuzu yenip, aslında korktuğunuz Matematik değil onun size yaşattığı, arkasından gelenler olduğunu görüyor ve en güzeli de büyüyüp Matematik öğretmeni oluyormuşsunuz. Ve bir gün bu öğretmeninizle karşılaşmışsınız, Ona ne söyler siniz?
Bir satır laf oldu ama kusuruma bakmayın. Gelelim “rocky” filmlerin deki gibi savaşmaya başladığım zamana. Ortaokul da 3 yıl boyunca Matematiğim zayıf gelince ağustostaki sınavlara kaldım ve sınavı geçemezsem mezun olamıyordum. Bu korkuyla ders çalıştığımı daha doğrusu çalışmaya çalıştığımı hatırlıyorum ki ders çalışmayı bilmiyordum. Benim yaşıtım fakat benden bir sınıf küçük olan (adını hatırlamıyorum, özür dilerim komşu kızı ) arkadaşıma gidip öğrenmeye çalıştım.
Ağustos geldi ve sınava girdim.10 üzerinden 5 almış ve geçmiştim fakat, o zaman kötü haber saydığım, bir haber af çıkmıştı. Sınava giren herkes mezun olacaktı. Hayal kırıklığıydı benim için. Oysa yaz tatilim kabus olmuştu.Fakat çok geçmeden hemen 1 yıl sonra faydasını görmeye başlamıştım. Lise1 in ilk döneminde (ki kredili sistemin ilk mezunlarındanım) Matematiğim yine zayıftı. 2. dönem ise 5 üzerinden zar zor 2 ile geçebildim. İşte savaşım başlamıştı!
Lise 2 tam bir zaferdi. Matematiğim 4 geliyordu, derslerde parmağım sürekli havadaydı, hatırlıyorum da bir derste 3-4 defa tahtaya kalkardım.
Peki ne değişmişti?
Öncelikle gönülden saygı duyduğum Matematik Öğretmenim sayın Canan Karslıoğlu’na teşekkür ediyorum. Benim modelim olmuştur. Evet öğretmenim değişmişti, büyümüştüm ama en önemlisi ben değişmiştim. Sürekli yılmadan çalışmış, emeklerimin karşılığını almaya başladıkça daha çok emek harcamış ve daha çok karşılık almıştım.
Hani bisiklete binmek gibi. Önce yapamayacağınızı düşünüp, uzak durursunuz, yapanları izlersiniz (kaçış), sonra denemeye başlarsınız ve sürekli düşersiniz( emek harcama ve sonuç o an için alamama) , sonra 1-2 pedal çevirirsiniz tek başınıza (yapabiliyorum dersiniz, yüreklenirsiniz, kendinizi yüreklendirirsiniz, inanırsınız), daha çok emek harcarsınız ve pedal sayısı artar, bir bakarsınız Nuriye teyzelerin evin önüne kadar gitmişsiniz ( sonra çıta hep yükselir), sokağın başına kadar, sonra yokuş aşağı, yokuş yukarı, hızlı, sonra birilerini arkanızda taşırsınız, sonra tek elle, bisikletinizin önünü kaldırırsınız, ayakta sürersiniz, … sınırsız bir keyiftir ta ki karanlık çöküp anneniz hatta babanız sizi çağırana kadar.
Ben de bu süreci anlayacağınız üzere sadece bisiklete binmekte değil Matematik de de yaşadım, başardım ve çıtam bitmiyor, her zaman daha iyisi, daha çok, daha yükseği…darısı başınıza!
Sebat sözcüğünü çok seviyorum. Sebatla ve aşkla, sevgiyle yani yüreğinizi de koyarak yaptığınız her emek karşılık bulur diyorum. Yaşamım bunun kanıtıdır.
Son söz olarak da öğrencilerime de söylediğim gibi, dönüp geçmişinizi sorguladığınızda harcadığınız emekler ve sonucunda size ait başarılarınız varsa, bundan büyük keyif olamaz.Kendinize yaptığınız bundan büyük yatırım olamaz. Geçmişiniz geleceğinize de ışık tutacaktır.
Eğer üzerinizde başkalarının emeği sizinkinden çoksa; tüketmişsiniz, yaşamamışsınız demektir. Oysa yaşamak, üretmek, çalışmak, paylaşmak, sevmek ve düşlemek demektir.Umut demektir. Bir öğrencimin bu yıl bana söylediği bir sözle bitiriyorum. Bahar’ın kulakları çınlasın.
” Öğretmenim siz bana, çalışınca gerçekten yapılabileceğini öğrettiniz.”
Ne mutlu bana! Ne mutlu Bahara!
Ne mutlu çalışan, düşünen, sorgulayan, üreten, seven, umut eden insanlara!
( * ) Selda Altınbulak
Kaynak:http://www.acilimmatematik.com
Ben Lise'yi bitirdim fakat temel eksikliğinden dolayı matematikten pek verim alamadım. Neredeyse hiç alamadım diyebilirim. Geçen yıl mezunuyum, bir senem gitti. Şimdi başladım hazırlanmaya. Bu yazı gerçekten matematiğe hazırlanmak isteyenler için bir öncül. Yazan ve burada paylaşan insanlara teşekkürlerimi sunuyorum.
YanıtlaSil