Hayallerim X’in Başladığı Yerde Sona Erdi ! (*)
Şeffaf tertemiz bir dünya idi önceleri yaşadığım. Bilmediğim pek bir şey yoktu. Her şeyi doğru bildiğim anlamına gelmese de biliyordum işte. Yanlış ta olsa biliyordum. Pamuğun gökyüzündeki bulutlardan indirildiğini,seyahatlerde hızla akıp gidenin araç değil yol olduğunu bilirdim. On bölü ikinin sonucu yirmi ediyordu ve ben bunu ikiye bölerek yediğimiz zeytinlerden biliyordum. Yanlış ta olsa biliyordum işte…
Önceleri yaşadığım dünyada herkesin yaşı bilinir,bilyeler adilce bölüşülür,eşitsizliklere yer olmazdı. Sayılar bilirdik en reelinden. 10 rakamdan oluşan ve üttüğüm,çoğu zaman da ütüldüğüm bilyelerin, bir de kaç kez yatıp kalktığımızda bayram olacağının hesabını yaptığımız sayılar…Bir havuzumuz vardı tulumbayla su çektiğimiz lakin alttan değil üstten boşaltırdık. Ne işçiye verecek ne de alış veriş yaptığımızda üstünü alacak kadar paramız olmadı hiçbir zaman.
Gel zaman git zaman,okula başladığım zaman değişiverdi dünyam. Okulun ilk günüydü ve öğretmenim topal biriydi. Ve ben, işte o gün hayatımda bir şeylerin aksayacağını anlamıştım. Koyvermedim kendimi. Doktor olacaktım çünkü. Çocuktum,ne olmak istiyorsun sorusunun en sık sorulduğu yaşlar işte. Doktor derdim hem de çocuk doktoru. Parası boldu ve çocuklar da sürekli hastalanıyordu. Çocuktum işte,paradan daha değerli değerli şeylerin bilincine erişemediğimiz dönemler yani. İlkokul beşe kadar dört işlemdi gördüğümüz ve ben dördünde de en iyisiydim. Kıvrak zekamla kavramıştım hepsini. Hatta 10 /2 nin 20 değil 5 olduğunu bile öğrenmiştim.
Doktor olmayı istiyordum dedim ya! Ta ki onu tanıyıncaya kadar… Onu tanıyınca tanıdım kendimi,tanıyınca onu değişti dünyam. Gizemli yanı, doktorculuktan vazgeçirdi beni. Zoraki bir vazgeçişti bu. Bu tanışma hayal dünyamın temeline konulan dinamitti ve kopuvermişti bir yanım. Bir bilinmeyenle tanıştığım o gün anlamıştım doktor olamayacağımı. Şimdiye dek bize çarpı olarak öğretilen şeyin aslında bilinmeyen bir şey olduğunu söylüyordu bir ses. X bilinmeyendi, ki ben de hiçbir zaman bilemedim onu.
Doktorluk sayısal bölümdü,x te bilinmeyen bir sayıydı ve benim sayılarla aram dört işlemin bittiği yere yani x in başladığı yere kadardı. Biri yetmezmiş gibi y ve z yi de eklemişlerdi.
Alfabe harfleriydi bunlar öyle biliyordum. Bu harflerle bildiğimiz kelimeler inşa ederdik. Çoğaldıkça bilinmeyenler,küçüldüm sıramda,kısıldı sesim . Matematikti dersin adı, kalkan parmaklar arasında yerini alamadı bir gün bile parmağım. En iyinin ben olmadığımı anlamıştım artık.
İlk kopyamı matematikten çektim,ilk tokadı matematikçiden yedim, ilk zayıfımı da matematikten aldım. Bildiğim dünyamı alt üst ediyordu matematik. Kurmaya çalıştıkları yeni dünyada kadınların yaşı,erkeklerin maaşı soruluyor,havuzların dibi deliniyor,bilyeler eşit bölüşülmüyor, eşitsizlikler yaygınlaşıyor üstüne bir de basit görülüyordu. Faiz yeniyor,işçi hakkı yeniyor,var olan problemi çözmektense hep çözülecek yeni problemler üretiliyordu…
İşte bu yüzden,bu yüzdendir ki barışmadı yıldızım bilinmeyenlerle. Hayallerimin hırsızını sevemedim bir türlü.
(RÜYALARI GERÇEKLEŞTİRMENİN EN KISA YOLU UYANMAKTIR.)
(*)M. Emin SÜTÇÜ
KAYNAK:http://terskare.blogcu.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder